Kerem YAVUZ tarafından 24.09.2016 22:51:13 tarihinde yazıldı.

Sözün bittiği yerdeyim şimdi, işte tam şurada. Hayır burada.. Yani her yerdeyim. Başı boş ve mekansız. Çöldeyim, kıyısı olmayan; susuz bir toprak üzerinde. Güneşin vurduğu yerdeyim, ateşin yaktığı bir bedendeyim. Tam şurada işte, kalbimde...

Kerem YAVUZ tarafından 24.09.2016 22:42:56 tarihinde yazıldı.

Ne zaman anlayacaksın sana değer verdiğimi, sevdiğimi.. ne zaman? Ne kadar daha bekleyeceğim bu kör kuyularda. Gel çek çıkar beni, kurtar bu ızdıraptan. Sen hayatını yaşıyor, gülüyor.. bana ise elem veriyorsun. Olmadı bu yaptığın.. sana, bana, bize yakışmadı. Seneler geçti, günleri saydım. Sen ise hiç umursamadın. Ben akreple yelkovanı hep kardeş bildim, sen zamanı ben de bıraktın. Ya gel tut elimden, ya da çek vur alnımdan. Araftayım sensiz, sonsuz bir bilmecenin ortasındayım. Pencerem yok, pencerem ışıksız...

Kerem YAVUZ tarafından 24.09.2016 20:29:46 tarihinde yazıldı.

Çocuklar çok özel varlıklar. Her ne kadar çocuk sesini kaldıramasam da, çocukları eğitmek zevkli bir şey. Komut verebildiğiniz, sizi duyan, cevap veren ve hiç bir şey bilmeyen bir canlıyı yönetmeye ve ona özellikler katmaya çalışmak muhteşem bir şey. Bu gün salonda da böyle bir çocuk vardı. Spor yaparken söylediklerinizi belki yapmıyor ve başka şeylerle ilgileniyor ama yine de güzel. Kafasında bir dünya şey var. Aklına bir şey geliyor söylüyor. Yirmi kişi ders çalışıyoruz ve herkes söylenen şeyi yapmaya çalışıyor ama o sadece tek bir kolunu oynatıp duruyor. Bir süre ilerleyip sonrasında onun önünde diz çöküp neden yapmadığını soruyorum. O ise cevap olarak odasındaki duvara astığı şeyi söylüyor. Bir başka eğitmen o an da ne söyler bilmiyorum. Belki bırak şimdi onu hareketi yapalım falan derdi heralde. Ama benim için tatlı geliyordu. Bu kez ona cevap olarak, "hm demek ki bundan sonra duvara o şeyi almamalısın, yoksa hareketi yapamayız diyorum" ve tekniği tekrar gösterip yapmaya çalışmasını sağlıyorum. Elbette bir iki kez yapıp yine kafasında ki şeylere odaklanıyor. Sonra kendi kendine bir ara o küçük ağzıyla "hocam! şey, ee.. ben şunu yaptım buraya gittim" diyor. Çocuğun ders ile hiç ilgisi yok ama eğlenceli. Durup durup ne zaman eve gideceğiz diyor. Ben de bu sefer "eğer söylediklerimi 5 kere yaparsan eve gidebilirsin ama yapmazsan biraz daha benimle çalışırsın" diyorum. Bu sefer gözleri açılır gibi oluyor ve yapmaya çalışıyor. Aferin diyip ödüllendiyorum. Bir buçuk saatlik antremanda çok bir şey yapmamış oluyor elbette ama onun da yapacağı günler gelir. Şimdilik ona sporu sevdirmeye, kızmayıp; yaptığı olumlu şeylere aferin diyerek mutlu etmeye çalışıyorum. Çocuk zaten, evde yaptığı her yaramazlığa kızan bir ebeveynleri var zaten. Çocuk bir de spor yapamadı diye azar işitirse toplumdan kopar. Zaten amaç onun enerjisini boşaltmasına yardımcı olmak. Belki 1-2 sene sonra çok güzel şeyler yapabilir.

Çocuklar benim psikolojimi en çok zorlayan varlıklar. Yine de herkese karşı sabırlıyım. Ben onları, onlar da beni eğitiyorlar. Ve hayatımda yaşadığım en güzel ve beni mutlu eden şeylerden biri çocuk yetiştirmek. Belki kendi çocuğum yok, ama bulunduğum pozisyon gereği bu konuda tercübem çok. Çocuk güzel bir varlık. Sıfırdan tertemiz beyinle size verilmiş bir şeyi yetiştiriyorsunuz ve istediğiniz gibi. Çok değil 10 sene zemin hazırlayacaksınız ve sonrasına o bu eğitimle kendini daha da ileriye taşıyacak. Çocuk işi sabır işi.

Kerem YAVUZ tarafından 23.09.2016 21:05:07 tarihinde yazıldı.

Salonda çocuklara eğitim verirken; hoca olarak da onların psikolojilerini de anlamaya ve yardımcı olmaya çalışıyorsunuz. Sıkılmamaları ve eğitimin zevkli geçmesi için çaba gösteriyorsunuz. Arada ki yaş farkını önemsemeyerek, onların seviyesine inip; gerek eğleniyor, şaka yapıyor veya şakayla karışık eğitiyorsunuz. Bazen kendinizle dalga geçiyor ve dönüp dolaşıp kendinizden verdiğiniz örneği de, onun durumuna götürerek olayı bağlıyorsunuz. Her kişi için farklı olduğu için farklı stratejiler geliştirmeniz ve anlık olarak düşünmeniz gerekiyor. Her ne kadar çoğu insan için başarılı olsanız da bazı özel insanlar da yok değil. Bu insanların seviyesine inmek veya kendinizi öne atarak bir şeyler yapmanız işe yaramıyor.

Bu gün de o tip öğrencilerden biriyle beraberdik. Onların iç dünyası o kadar karmaşık ki, kendileri de aslında hangi duygular içinde olduğunu bilmiyor. Sorduğunuzda size hiç bir şey söyleyemiyorlar. İki kelimeyi bir araya getirmekte zorlanıyorlar. Kötü anlamda değil elbette. Belki çok az dışa dönükler ya da yaşadığı ortam dolayısıyla arada bir yerde kalmışlar. En küçük bir sözden alınabilir veya hiç olmadık şeylere gülebiliyorlar. Genelde bu tip insanlara pek bir şey söylememeyi tercih ediyorum. Sadece yapması gereken görevi söyleyip sonra kenara çekiliyorum. Bazen kendine göre yapıyor veya yapmıyor. Her insanın belli bir kapasitesi ve potansiyeli var mutlaka ve zamanı geldiğinde kendisi için en uygun olanı, yine uygun bir zamanda mutlaka yapacaktır. Böyle insanları zorlayarak veya üstüne giderek değiştiremiyoruz. Bu tip insanlar, ya zaman içinde çok iyi yerlere geliyorlar ya da zamanda kayboluyorlar.

Tavsiye olarak da şunu söyleyebiliriz. İnsanları anlamaya çalışma diyenleri umursamayın. İnsanları gerçekten anlamaya çalışın ve onların kendilerini ifade etmelerini sağlayın. Yoksa insan kendi içinde bir savaş veriyor. Dünya yaşamak için güzel ama çetin bir yol. Dönüp dolaşınca yine aynı yere geliyoruz. O halde geri gelene kadar hayatı herkes için yaşanabilir kılalım.

Kerem YAVUZ tarafından 22.09.2016 23:34:56 tarihinde yazıldı.

Eskiden insanlar söz verdiklerinde sözünü tutarlardı. Her yeni nesil geldiğinde, sözler yerini artık yalana bıraktı. Söz vermek klişe olmuş, pelesenk olmuş dillere. Yarın, öbürgün, yaparım, giderim demeler söz vermek kabul edilmemiş, söz demek bile anlamını yitirmiş. Oysa ağızdan çıkan her şey bir sözdür ve insan söylediği şeyi yapmakla mükelleftir. Verilen söz, bir başkasının hayali olabilir ve hayalleri yıkmak artık basit olmuş durumda. Ne var yani unuttum demekle geçiştirmek bir çok şeyi. Evet unuttun, çünkü sözler kişinin kendisine yarayan şeyler değil, karşındaki insana yarayan vaadler olduğundan çabuk unutulur. Örneğin biri size, "selam söyle o kişiye" dese, gittiğinizde unutursunuz. Ya da biri size borç vermiş ve o gün gelince hatırlatsa." aa unuttum" dersiniz. Ya da bir tarihte buluşma ayarlansa; ya oraya geç gidilir ya da "tamamen aklımdan çıkmış" dersiniz. Oysa sözler kişinin kendisine fayda sağlasa hiç unutmaz. Birinden alacağı olsa, o güne kadar gün gün, saat saat sayar.

Söz vermek basit bir şey değildir. Bu yüzden insan ağzından çıkan her şeyin hesabını verecektir ve bu yüzden ki insan hep az ve öz konuşmalı. Sözleri de kişiliği de doğru kabul edilsin, güven versin. Sözler bıçak gibidir, kesmeden önce iyi düşünmeli insan. Bazı yaraların ağır olduğu unutulmamalıdır. İnsan yalan söylemeye çocuklarla başlar. "Aaa baban geliyor. Ham yap yoksa kedi seni yer. Uslu oturursan atta gidicez. Söz dinlersen sana oyuncak alıcam." Ne olur artık yalan söylemeyin. Tutamayacağınız sözler vermeyin. İnşAllah diyin. Süphesiz ki her şeyi bilen ve sözünde duran Allah'tır.

Kerem YAVUZ tarafından 22.09.2016 23:03:29 tarihinde yazıldı.

Ne zaman saçlarını toplasan,
Beni sevdiğini söylediğini hissederdim
Ama sen hiç saçlarını toplamazdın,
Seni seviyorum demeyi daha çok isterdin
Oysa ben hep saçlarını topla isterdim
Çünkü gülüşünü görmeyi, her şey çok severdim

Kerem YAVUZ tarafından 21.09.2016 23:30:19 tarihinde yazıldı.

Bugün, uzun bir yol gittim ve sen hep aklımdaydın
Yağmur vardı yine ve bu kez sen de yanımdaydın
Hani sen yağmurdun, hani sen yağmur kadar güzeldin ya
İşte bugün yağdın şakaklarıma ve bu kez örtmedim başımı
Nereye gitsem oradaydın
Bir gün gerçekten, tutar mısın elimden bilmiyorum
Önce parmaklarımız deysin sonra ellerimiz
Ve sen tutmadığın ellerimi, bu kez tut
Hiç bırakmamacasına.

Kerem YAVUZ tarafından 20.09.2016 20:17:44 tarihinde yazıldı.

Beklerim seni
Ne kadar geçse de zaman
Ne kadar dayanılmaz duygular yüklensem de üzerime
Yine de beklerim
Hem de tozu dumana katarcasına
Yağmur tepeden boşanırcasına

Sen yağmur kadar güzelsin
Çünkü ilk sen yağdın şakaklarıma
Huzuru yalnız sen de buldum
Ve şimdi sen yağmursun ben toprak
Rüzgar esip savursun seni bu topraklara
Yağ üzerime, şakaklarımdan ıslat

Ey beni benden alan yarim
Nicedir halin bilmem
Belki adımı bile unuttun,
Belki sebep aleminde bir neden buldun
Nedeni bile sevgide arayan yarim
Beni affet, seni sevmiş bulundum...

Kerem YAVUZ tarafından 20.09.2016 13:08:24 tarihinde yazıldı.

Hayatımdan birer parça götüren şeyleri bir bir terkediyorum. Bir ay evvel kapattığım facebook hesabımdan sonra bu sefer de diğer sosyal hesapları kapattım. Uzaklaşıyorum kötü ve manasız alışkanlıklardan. Hayat onlarsız da vardı, yine onlarsız devam ediyor. Bir gün burayı da kapatırım, telefonumu da.

Kerem YAVUZ tarafından 20.09.2016 12:37:56 tarihinde yazıldı.

Nasıl olayım..
İki kadın sevdim hayatımda
Biri o, biri de annem
Önce sevdiğim kadını, sonra annemi kaybettim
Hatıraları tütüyor burnumda, hangi birini anlatayım
Kaybedince anlıyorsun değerini
Kaybedince oturuyor en acısından yüreğine
En kötüsü de, bu acıyla yaşamak zorunda olman değil mi
Şimdi nasıl olayım
Böyleyim işte, batmış ve bitmiş
Hezeyan bir boşluk içindeyim..
Âraf'tayım yapayanlız
Zaman geçmek bilmiyor..